Her öykünün iki yüzü vardır.
Ama Minneapolis’te yaşananlar, bu yüzlerin uçurumunu siyasi refleksler ve önyargılarla gösteriyor.
Alex Jeffrey Pretti, 37 yaşında bir ICU hemşiresiydi.
Veterans Affairs için çalışıyordu. Minneapolis’te bir protestoda gözlemciydi, biber gazından etkilenenlere yardım ediyordu ve telefonuyla kayıt alıyordu.
Belli aktivist.
Ve silahı vardı… Üzerindeydi…
Silahını kullanmaya çalıştığına dair hiçbir imaj yok. Bilakis, görüntüler Pretti’nin yere bastırıldığını, silahının alındığını ve akabinde vurulduğunu gösteriyor.
“Silah sahibi olmak anayasal bir haktır.”
“İkinci Değişiklik kutsaldır.” diyen Cumhuriyetçi anlatı bir anda değişiyor:
“Silah taşıyan kişi tehlikelidir.”
“Gösteride silah varsa risk vardır.”
“Ne olursa olsun, silahlı kişi tehdittir.”
Bu bildiri net: Protesto ediyorsan sessiz ol. Kayıt alıyorsan dikkat et. Silahın varsa haklı bile olsan amaç olabilirsin.
Devleti izleme ve sorgulama hakkı kağıt üzerinde var, alanda askıya alınmış durumda.
Peki Renée Good? Silahı yoktu, tehdit yoktu. Araçla uzaklaşmaya çalıştı.
Sonuç: vefat. Silah taşımasan bile inançta değilsin.
Sorun bireyde mi, sistemde mi?
Bir öteki nokta protestocuların kriminal yasa dışı göçmenlere yapılan operasyonlara mani olması.
Bu telaffuz Amerikalıların kendi güvenliklerinin sağlanmasına pürüz olunduğu söylemi ve kimilerini huzursuz ediyor.
Polis de tükenmiş durumda. Minneapolis Polis Şefi Brian O’Hara: “Polislerimiz çok yorgun. Bu muhakkak sürdürülebilir değil.”
ICE casusunun 8 yıllık tecrübesi ve “range safety officer” eğitimi olduğu söylendi. Ancak eğitim geçmişi, disiplin sicili ve evvelki güç kullanımı hakkında ayrıntı verilmedi.
Asıl soru: Amerikanlar Birinci ve İkinci Değişiklik haklarını sadece “doğru profildeyken” mi kullanabilir? Şayet öyleyse, bu haklar kozmik değil, şartlı hale gelmiş demektir.
Gerekli olan: Bağımsız, şeffaf ve gerçek bir soruşturma. Aksi halde verilen bildiri ürkütücü: “İtaat et. Gözlemleme. Protesto etme.” Bu yalnızca Minneapolis için değil, tüm ABD için bir demokrasi ihtarıdır.
Minneapolis Polis Şefi Brian O’Hara’nın sözleri tabloyu tamamlıyor:
“Polislerimiz çok yorgun. Bu katiyen sürdürülebilir değil.”
Yerel polis de bu baskının altında. Federal operasyonlar, lokal güvenliği de çökertiyor. ICE protestoları, kentte bir inanılmaz hal psikolojisi yaratmış durumda.





