Mustafa Tekin – Halktv.com.tr – ÖZEL HABER
11 ili etkileyen ve 50 bini aşkın yurttaşın hayatını kaybettiği 6 Şubat zelzelelerinin akabinde Kızılay’ın çadır satması kamuoyunda büyük reaksiyon yaratmıştı. Bu durumu protesto eden TİP’li 87 kişi hakkında “Toplantı ve Şov Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar mahpus cezası istemiyle dava açılmıştı.
Savcılığın istinaf dilekçesinde, Kadıköy Kaymakamlığı tarafından verilen yasaklama kararına karşın sanıkların kanuna alışılmamış toplantı ve şov yürüyüşüne katıldıkları öne sürüldü. Dilekçede, sanıkların yapılan ihtara karşın dağılmadıkları, kolluk kuvvetleri tarafından zorla dağıtıldıkları savunularak, “somut olayda atılı hatanın yasal ögelerinin oluştuğu” sav edildi.
Savcılık, sanıkların 2911 sayılı Toplantı ve Şov Yürüyüşleri Kanunu’nun 32/1. unsurunda düzenlenen kabahati işlediklerini ileri sürerek, beraat kararının kaldırılmasını ve cezalandırılmalarını talep etti.
ÇADIR SATANLARA ‘TAKİPSİZLİK’ VERİLMİŞTİ
Depremin dondurucu soğuğunda halk yardım beklerken Kızılay’ın çadır sattığının ortaya çıkması, yargıya taşınmıştı. Farklı vilayetlerden yapılan müracaatlar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında birleştirilmiş, aralarında dönemin Kızılay Başkanı Kerem Kınık ve mevcut lider Fatma Meriç Yılmaz’ın da bulunduğu 19 isim “şüpheli” sıfatıyla evraka girmişti.
Savcılık tarafından görevlendirilen uzmanın hazırladığı 28 sayfalık raporda Kızılay’ın çadır satışı yaptığı resmen doğrulanırken; savcılık verdiği kararda, rastgele bir kamu ziyanının tespit edilmediğini ve atılı cürmün ögelerinin oluşmadığını münasebet göstererek Kızılay’ın 19 yöneticisi hakkında yürütülen soruşturmada ‘takipsizlik’ kararı vermişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ‘şüphelilerin sözüne bile başvurmadan’ belgeyi kapatmıştı.





