Fenerbahçe’nin yeni transferi N’Golo Kante’nin hayatı, mitolojideki Atlas’ın kaderini hatırlatır.
Çünkü kimileri dünyayı sırtlanmak için seçilmez, dünya onları sessizce seçer.
Mitolojide Atlas, göğü omuzlarında taşırdı.
Şikâyet etmeden.
Gösterişe başvurmadan.
Gök yerinde kalsın diye…
Kante ise oyunu taşıyor.
Topun yükünü değil, oyunun yükünü.
Paris’in kenar mahallelerinde başladı bu yürüyüş.
Dar sokaklarda, gürültünün içinde lakin kimsenin bakmadığı bir yerde.
Boyu kısaydı, sesi alçak, hayalleri ise gösterişsizdi.
Çünkü o, hayal kurmaktan evvel çalışmayı öğrenmişti.
Çocukken ailesine dayanak olmak için paklık ve atık toplama işlerinde çalıştı.
Ellerine geçen para azdı lakin emeğin yükü fazlaydı.
Belki de bu yüzden, yıllar sonra alanda koşarken kimseye üstten bakmadı.
Topa basarken bile, yere yakın durdu.
Futbol onu erken çağırmadı. Akademilerden geçmedi, manşetlere çıkmadı.
Alt liglerde oynadı, soğuk alanlarda, az seyircili tribünlerin önünde.
Kimse “Bu çocuk yıldız olur” demedi.
Ama her maçtan sonra bir gerçek kaldı.
O alandayken rakip rahat edemiyordu.
Çünkü Kante topu değil, oyunun yükünü taşıyordu.
İlk Caen’de fark edildi.
Geç kalmış bir fark edilişti bu lakin gerçek olanlar zati geç gelir.
Leicester’a geldiğinde kimse bir şey beklemiyordu.
Zaten kimse o kentten de bir şey beklememişti.
Ama masallar daima bağırarak anlatılır ya,
işte Kante o masalda hiç bağırmadı.
Vardy koştu.
Mahrez çalım attı.
Tribünler coştu.
Kante ise oyunun dökülen modüllerini topladı.
Boşlukları kapattı.
Zaman kazandı.
Umudu korudu.
Şampiyonluk geldiğinde kupayı kaldırdı.
Ertesi gün tekrar sessizce idmana gitti.
Çünkü onun için zafer, alışkanlıktan ibaretti.
Chelsea’de kupalar kazandı.
Şampiyonlar Ligi’nde sahnenin en görünmez adamıydı.
Ama o sahnede ayakta duran her şey onun istikrarına yaslanıyordu.
2018’de Dünya Kupası’nı kazandı.
Finalden sonra fotoğraflar çekildi.
O fotoğraflardan birinde, kupaya değil, arkadaşına bakıyordu.
Kante hiçbir vakit “ben” demedi.
Hep “biz”in içinde kaldı.
Onun hayatında skandal yok.
Çünkü ivedi yok.
Hırs yok.
Gösteriş yok.
Hayatı bize şunu anlatır.
Büyük olmak için parlaman gerekmez.
Bazen yalnızca yere sağlam basman kafidir.
Şimdi Kadıköy’de.
Burada gökyüzü ağırdır.
Tribün beklentisi boldur.
Her maç, bir mitin yine yazılması istenir.
Kante alana çıktığında kimse ondan destan beklemesin.
O esasen destanın altındadır.
Atlas üzere bir an bile bırakmaz omuzlarını.
Belki de onun hayat hikayesi şu cümlede gizlidir.
Bazıları gol atarak tarihe geçer.
Bazıları ise tarihin düşmemesi için
yük olur.
Kante oyunun Atlas’ıdır.
Göğü değil, futbolu taşır.
4 1 minute read





